“Başımın sağ tarafı zonkluyor; kesin migrenim var.”
“Hayır, benim ağrım enseden geliyor. Demek ki gerilim tipi baş ağrısı.”
Baş ağrısı söz konusu olduğunda, en sık yapılan yanlışlardan biri yalnızca ağrının yerine bakarak tanı koymaya çalışmaktır. Oysa baş ağrısının tek taraflı ya da iki taraflı olması, şakakta veya ensede hissedilmesi tek başına migren ya da gerilim tipi baş ağrısı tanısı koydurmaz.
Aslında migren ile gerilim tipi baş ağrısını ayıran en önemli özellik, ağrının nerede olduğu değil; ağrının nasıl bir hikâye anlattığıdır. Ağrı ne zaman başlıyor? Ne kadar sürüyor? Zonklayıcı mı yoksa baskı hissi şeklinde mi? Günlük aktivitelerle artıyor mu? Bulantı, ışık veya ses hassasiyeti eşlik ediyor mu? İşte tanıya götüren en önemli ipuçları bu soruların yanıtlarında gizlidir.
Migren ve gerilim tipi baş ağrısı, en sık görülen primer baş ağrısı hastalıklarıdır. Her ikisi de yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir ve bazı belirtileri birbirine benzeyebilir. Üstelik aynı kişide her iki baş ağrısı tipi birlikte de görülebilir. Bu nedenle yalnızca birkaç belirtiye bakarak kendi kendine tanı koymak çoğu zaman yanıltıcı olabilir.
Bir başka yaygın yanlış inanış ise migren tanısının ancak MR, tomografi veya kan tahlilleriyle konulabileceğidir. Oysa bu tetkikler her zaman gerekli değildir. Migren ve gerilim tipi baş ağrısında en değerli tanı aracı, hastanın ayrıntılı olarak anlattığı baş ağrısı öyküsüdür. Deneyimli bir nöroloji uzmanı; ağrının başlangıcını, süresini, karakterini, eşlik eden belirtileri ve atakların zaman içindeki seyrini değerlendirerek çoğu zaman doğru tanıya ulaşabilir.
Peki hangi özellikler migreni düşündürür? Gerilim tipi baş ağrısının tipik belirtileri nelerdir? Baş ağrısının yeri gerçekten önemli midir? MR ne zaman gerekir? Ve en önemlisi, yaşadığınız baş ağrısı hangi gruba daha çok benziyor?
Bu yazıda, migren ile gerilim tipi baş ağrısı arasındaki temel farkları, tanıda hangi belirtilerin yol gösterici olduğunu ve nöroloji uzmanlarının doğru tanıya nasıl ulaştığını güncel bilimsel bilgiler ışığında, herkesin anlayabileceği bir dille ele alacağız.
Her Baş Ağrısı Migren Değildir
Baş ağrısı, dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Hemen herkes yaşamının bir döneminde baş ağrısı yaşar. Ancak toplumda yaygın olan inanışın aksine, her baş ağrısı migren değildir. Baş ağrısının birçok farklı nedeni olabilir ve doğru tedavi için öncelikle hangi tip baş ağrısıyla karşı karşıya olduğunun belirlenmesi gerekir.
Nöroloji uzmanları baş ağrılarını genel olarak primer ve sekonder baş ağrıları olmak üzere iki ana gruba ayırır.
Primer baş ağrıları, altta yatan başka bir hastalıktan kaynaklanmayan, doğrudan baş ağrısının kendisinin hastalık olduğu durumlardır. Bu grupta beyin tümörü, damar tıkanıklığı veya enfeksiyon gibi başka bir neden bulunmaz. En sık görülen primer baş ağrıları gerilim tipi baş ağrısı ve migrendir. Bunun yanı sıra küme baş ağrısı gibi daha nadir primer baş ağrısı türleri de vardır.
Sekonder baş ağrıları ise başka bir sağlık sorununun belirtisi olarak ortaya çıkar. Sinüzit, yüksek ateş, kafa travması, bazı göz hastalıkları veya daha nadir olarak beyin damar hastalıkları ve beyin tümörleri bu gruba örnek verilebilir. Bu nedenle özellikle yeni başlayan, alışılmışın dışında seyreden veya nörolojik belirtilerin eşlik ettiği baş ağrıları mutlaka ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.
Günlük yaşamda en sık karşılaşılan tablo ise primer baş ağrılarıdır. Özellikle migren ve gerilim tipi baş ağrısı, benzer yakınmalara yol açabildikleri için sıklıkla birbirine karıştırılır. Her iki hastalık da tekrarlayan baş ağrısı ataklarıyla seyredebilir ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Hatta bazı kişilerde her iki baş ağrısı tipi bir arada bulunabilir.
Ancak bu iki hastalık aynı değildir. Migren ve gerilim tipi baş ağrısının oluşma mekanizmaları, belirtileri ve tedavi yaklaşımları birbirinden farklıdır. Bu nedenle doğru tanı koymak yalnızca ağrıyı isimlendirmek anlamına gelmez; aynı zamanda en uygun tedavinin seçilmesi, gereksiz ilaç kullanımının önlenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması açısından da büyük önem taşır.
Peki migren ile gerilim tipi baş ağrısı neden bu kadar sık karıştırılır? İki hastalık arasındaki farkları anlamak için önce benzer yönlerine, ardından ayırt edici özelliklerine yakından bakalım.
Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrısı Neden Bu Kadar Sık Karıştırılır?
İlk bakışta migren ve gerilim tipi baş ağrısı birbirinden tamamen farklı hastalıklar gibi görünse de, günlük hayatta birçok belirti ortak olabilir. Her ikisi de tekrarlayan baş ağrısına neden olabilir, iş verimini düşürebilir, günlük yaşamı zorlaştırabilir ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkileyebilir. Bu nedenle hastaların önemli bir kısmı, yaşadığı baş ağrısının hangi gruba girdiğini ayırt etmekte zorlanır.
Karışıklığın en önemli nedenlerinden biri, baş ağrısıyla ilgili toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışlardır. Örneğin birçok kişi:
- “Başımın tek tarafı ağrıyorsa migrenim vardır.”
- “Ensem ağrıyorsa bu gerilim tipi baş ağrısıdır.”
- “Bulantım yoksa migren değildir.”
- “Çok şiddetli ağrıyorsa kesin migrendir.”
şeklinde düşünür. Oysa bu genellemelerin hiçbiri tek başına doğru değildir.
Örneğin migren ağrısı çoğu zaman başın tek tarafında hissedilse de, iki taraflı da olabilir. Benzer şekilde gerilim tipi baş ağrısı sıklıkla başın iki yanında veya ensede hissedilse de, bazı hastalarda daha farklı bölgelerde ortaya çıkabilir. Ağrının yeri tek başına tanı koydurmaz.
Aynı durum ağrının şiddeti için de geçerlidir. Migren genellikle orta veya şiddetli ağrıya neden olurken, bazı migren atakları hafif seyredebilir. Gerilim tipi baş ağrısı ise çoğunlukla hafif veya orta şiddette olsa da, uzun sürdüğünde kişinin günlük yaşamını en az migren kadar olumsuz etkileyebilir.
Bir diğer önemli nokta ise aynı kişide birden fazla baş ağrısı tipinin birlikte görülebilmesidir. Örneğin migren tanısı olan bir kişi, yoğun stres dönemlerinde ayrıca gerilim tipi baş ağrısı da yaşayabilir. Bu durumda hastalar, “Migrenim değişti.” veya “İlaçlarım artık işe yaramıyor.” diye düşünebilir. Oysa yaşanan durum, farklı özelliklere sahip ikinci bir baş ağrısı tipinin tabloya eklenmesi olabilir.
İşte bu nedenle nöroloji uzmanları, baş ağrısını değerlendirirken yalnızca ağrının yerine veya şiddetine değil, baş ağrısının tüm özelliklerine odaklanır.
Migren ile gerilim tipi baş ağrısını ayıran en önemli özellik, ağrının nerede olduğu değil; ağrının nasıl bir hikâye anlattığıdır.
Bu hikâyenin içinde ağrının nasıl başladığı, ne kadar sürdüğü, zonklayıcı mı yoksa baskı hissi şeklinde mi olduğu, fiziksel aktiviteyle artıp artmadığı, bulantı, ışık veya ses hassasiyetinin eşlik edip etmediği gibi birçok ayrıntı yer alır. Çoğu zaman doğru tanıya ulaşmayı sağlayan da işte bu ayrıntılardır.
Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrısı Arasındaki Farklar
Migren ve gerilim tipi baş ağrısı birbirine benzeyebilse de, dikkatle sorgulandığında birçok önemli farklılık gösterir. Nöroloji uzmanları tanı koyarken tek bir belirtiye bakmaz; ağrının karakterini, süresini, şiddetini, eşlik eden belirtileri ve günlük yaşam üzerindeki etkisini birlikte değerlendirir.
1. Ağrının Karakteri: Zonklayıcı mı, Baskı Şeklinde mi?
Baş ağrısını değerlendirirken ilk sorulan sorulardan biri şudur:
“Ağrınızı nasıl tarif edersiniz?”
Çünkü ağrının karakteri, migren ile gerilim tipi baş ağrısını ayırmada en değerli ipuçlarından biridir.
Migren Ağrısı Nasıl Hissedilir?
Migren ağrısı çoğu zaman zonklayıcı veya nabız atar tarzda hissedilir. Hastalar bunu sıklıkla:
- “Kalbim başımın içinde atıyor gibi.”
- “Başım sanki atıyor.”
- “Her nabız atışında ağrı hissediyorum.”
- “Başımın içinde vuruyormuş gibi.”
şeklinde tarif eder.
Atak sırasında fiziksel hareketler, merdiven çıkmak, eğilmek veya hızlı yürümek bile ağrının daha belirgin hissedilmesine neden olabilir. Bu nedenle migren atağı yaşayan birçok kişi sessiz ve karanlık bir ortamda dinlenme ihtiyacı hisseder.
Ancak önemli bir nokta vardır: Her migren ağrısı zonklayıcı olmak zorunda değildir. Özellikle hafif ataklarda veya hastalığın bazı dönemlerinde ağrı baskı hissi şeklinde de olabilir. Bu nedenle yalnızca “zonklamıyor” diye migren tanısını dışlamak doğru değildir.
Gerilim Tipi Baş Ağrısı Nasıl Hissedilir?
Gerilim tipi baş ağrısı ise çoğunlukla baskı, sıkışma veya başın etrafını saran bir bant hissi şeklinde tarif edilir.
Hastalar en sık şu ifadeleri kullanır:
- “Başımın etrafını bir mengene sıkıyormuş gibi.”
- “Kafama dar bir şapka takılmış gibi.”
- “Başımı iki yandan biri sıkıyor.”
- “Ensemden başlayıp başımı sarıyor.”
Bu ağrı genellikle zonklayıcı değildir. Daha çok sürekli, künt ve baskı hissi şeklinde devam eder.
Gerilim tipi baş ağrısı olan birçok kişi günlük işlerine devam edebilir. Ancak ağrı saatlerce hatta bazen gün boyu sürdüğünde dikkat dağınıklığına, yorgunluğa ve iş veriminde azalmaya yol açabilir.
Önemli nokta: Ağrının karakteri tanıda önemli bir ipucu olsa da tek başına yeterli değildir. Bazı migren atakları baskı hissi şeklinde olabilirken, bazı gerilim tipi baş ağrıları beklenenden daha şiddetli seyredebilir. Bu nedenle nöroloji uzmanı tanı koyarken ağrının karakterini diğer belirtilerle birlikte değerlendirir.
2. Ağrının Yeri Tanı Koydurur mu?
Toplumda en yaygın inanışlardan biri şudur:
“Başımın tek tarafı ağrıyorsa migrenim vardır.”
Bu düşünce kısmen doğru olsa da eksiktir.
Migren ağrısı sıklıkla başın tek tarafında hissedilir; özellikle şakak, göz çevresi veya alın bölgesinde başlayabilir. Ancak migren her zaman tek taraflı değildir. Bazı hastalarda ağrı iki taraflı olabilir ya da ataktan atağa yer değiştirebilir.
Benzer şekilde gerilim tipi baş ağrısı çoğunlukla başın iki tarafında, alın, şakaklar veya ense bölgesinde hissedilir. Bununla birlikte bazı hastalarda ağrı daha belirgin olarak tek tarafta da olabilir.
Yani baş ağrısının yeri tek başına migren veya gerilim tipi baş ağrısı tanısı koydurmaz. Tanı için ağrının karakteri, süresi, fiziksel aktiviteyle ilişkisi ve eşlik eden belirtiler birlikte değerlendirilmelidir.
Baş Ağrısının Şiddeti Tanı Koydurur mu?
Birçok kişi şiddetli baş ağrısının mutlaka migren olduğunu düşünür. Oysa baş ağrısının şiddeti tek başına tanı koydurmaz.
Migren atakları çoğunlukla orta veya şiddetli ağrıyla seyreder. Ağrı, günlük aktiviteleri zorlaştırabilir; çalışmayı, ders dinlemeyi veya ev işlerini yapmayı güçleştirebilir. Bazı hastalar ağrı nedeniyle sessiz ve karanlık bir odada dinlenme ihtiyacı hisseder.
Gerilim tipi baş ağrısı ise genellikle hafif veya orta şiddettedir. Hastalar çoğu zaman günlük yaşamlarına devam edebilirler. Ancak bu durum gerilim tipi baş ağrısının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle kronik gerilim tipi baş ağrısı yaşayan kişilerde ağrı günlerce sürebilir ve sürekli devam eden baskı hissi nedeniyle yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir.
Öte yandan her migren atağı çok şiddetli olmayabilir. Özellikle tedaviyle kontrol altındaki hastalarda veya atakların başlangıç döneminde daha hafif seyreden migren ağrıları görülebilir.
Klinik İpucu: Ağrının ne kadar şiddetli olduğu kadar, kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği de tanıda önemli bir ipucudur.
Bulantı, Kusma ve Işık Hassasiyeti Neden Önemlidir?
Migren ile gerilim tipi baş ağrısını ayırmada en değerli ipuçlarından biri, ağrıya eşlik eden belirtilerdir.
Migren atağı sırasında birçok hastada yalnızca baş ağrısı olmaz. Ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık hassasiyeti (fotofobi) ve ses hassasiyeti (fonofobi) hastaların günlük yaşamını daha da zorlaştırabilir.
Bazı hastalar atak sırasında:
- Perdeleri kapatmak ister.
- Televizyon veya telefon ekranına bakamaz.
- Hafif bir konuşma sesinden bile rahatsız olur.
- Yemek kokularına karşı aşırı hassasiyet geliştirebilir.
Bu nedenle migren atağı yaşayan kişiler çoğu zaman sessiz, karanlık ve sakin bir ortamda dinlenme ihtiyacı hisseder.
Gerilim tipi baş ağrısında ise tablo farklıdır. Bulantı ve kusma beklenen belirtiler değildir. Bazı hastalarda hafif ışık veya ses hassasiyeti görülebilse de, bu belirtiler genellikle migrendeki kadar belirgin değildir ve aynı anda hem ışık hem de ses hassasiyetinin birlikte olması beklenmez.
Elbette her migren hastasında tüm bu belirtiler bulunmayabilir. Özellikle hafif ataklarda yalnızca ışık hassasiyeti görülebilir veya hiçbir eşlik eden belirti olmayabilir. Tanı koyarken bütün belirtiler birlikte değerlendirilir.
Klinik İpucu: Bulantı, kusma ve belirgin ışık-ses hassasiyeti migren tanısını destekleyen önemli bulgulardır; ancak bu belirtilerin olmaması migreni tamamen dışlamaz.
Fiziksel Aktivite Baş Ağrısını Nasıl Etkiler?
Hastaların çoğu bu ayrıntının tanı açısından ne kadar önemli olduğunu fark etmez. Oysa nöroloji uzmanlarının ilk sorduğu sorulardan biri şudur:
“Merdiven çıktığınızda veya yürüdüğünüzde baş ağrınız artıyor mu?”
Migren için bu sorunun yanıtı çoğu zaman evettir.
Migren atağı sırasında merdiven çıkmak, hızlı yürümek, eğilmek, egzersiz yapmak veya günlük fiziksel aktiviteler ağrının daha belirgin hissedilmesine neden olabilir. Bu yüzden hastalar mümkün olduğunca hareketsiz kalmayı tercih eder.
Gerilim tipi baş ağrısında ise fiziksel aktivite genellikle ağrıyı belirgin şekilde artırmaz. Hastalar çoğu zaman günlük işlerini sürdürebilir; hareket etmek ağrının karakterini önemli ölçüde değiştirmez.
Bu özellik, özellikle migren ile gerilim tipi baş ağrısını ayırmada uluslararası tanı kriterlerinde de yer alan önemli bir ipucudur.
Klinik İpucu: Fiziksel aktiviteyle belirgin şekilde kötüleşen baş ağrısı migren lehine önemli bir bulgudur.
Baş Ağrısı Ne Kadar Sürer?
Baş ağrısının süresi de tanıda önemli bilgiler verir.
Tedavi edilmeyen tipik bir migren atağı 4 ila 72 saat arasında sürebilir. Bazı hastalarda ağrı birkaç saat içinde düzelirken, bazılarında iki-üç gün boyunca devam edebilir.
Gerilim tipi baş ağrısının süresi ise daha değişkendir. Ağrı 30 dakikadan başlayıp 7 güne kadar uzayabilir. Özellikle kronik gerilim tipi baş ağrısı olan kişilerde hafif ama sürekli bir baskı hissi günün büyük bölümünde devam edebilir.
Ancak tek başına ağrının süresi de kesin tanı koydurmaz. Çünkü hem migren hem de gerilim tipi baş ağrısında bireysel farklılıklar görülebilir.
Nöroloji Uzmanı Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrısı Tanısını Nasıl Koyar?
Baş ağrısı nedeniyle nöroloji polikliniğine başvuran birçok hasta, tanının kan tahlili, beyin MR’ı veya tomografi ile konulacağını düşünür. Oysa migren ve gerilim tipi baş ağrısında tanının temelini görüntüleme yöntemleri değil, ayrıntılı hasta öyküsü oluşturur.
Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (International Headache Society) tarafından yayımlanan ve tüm dünyada kullanılan Uluslararası Baş Ağrısı Sınıflaması (ICHD-3), migren ve gerilim tipi baş ağrısı tanısı için ayrıntılı klinik ölçütler tanımlar. Bu ölçütlerin büyük bölümü, hastanın anlattığı belirtilere dayanır.
Başka bir deyişle, tanıya giden en önemli yol baş ağrısının hikâyesini doğru dinlemek ve doğru soruları sormaktır.
Bu nedenle nöroloji uzmanı değerlendirme sırasında yalnızca “Başınız ağrıyor mu?” sorusuyla yetinmez. Baş ağrısının tüm özelliklerini ayrıntılı olarak sorgular.
Örneğin şu soruların her biri tanı açısından büyük önem taşır:
- Baş ağrınız ilk ne zaman başladı?
- Ağrı ne kadar sürüyor?
- Ayda kaç gün baş ağrısı yaşıyorsunuz?
- Ağrı başın hangi bölgesinde hissediliyor?
- Zonklayıcı mı, yoksa baskı ve sıkışma şeklinde mi?
- Günlük hareketler veya merdiven çıkmak ağrıyı artırıyor mu?
- Bulantı ya da kusma oluyor mu?
- Işık, ses veya kokular sizi rahatsız ediyor mu?
- Ağrıdan önce görme bozukluğu, uyuşma veya konuşma güçlüğü gibi aura belirtileri oluyor mu?
- Ağrı sırasında günlük işlerinize devam edebiliyor musunuz?
- Ağrı kesicileri ne sıklıkla kullanıyorsunuz?
- Ailenizde migren öyküsü var mı?
Bu soruların her biri tek başına tanı koydurmasa da, bir araya geldiklerinde baş ağrısının “parmak izini” oluştururlar. Deneyimli bir nöroloji uzmanı, bu bilgileri ICHD-3 tanı kriterleriyle birlikte değerlendirerek çoğu hastada ek bir tetkike ihtiyaç duymadan doğru tanıya ulaşabilir.
Örneğin migren tanısı için; baş ağrısının kaç ataktır tekrar ettiği, ne kadar sürdüğü, tek taraflı olup olmadığı, zonklayıcı karakter göstermesi, fiziksel aktiviteyle kötüleşmesi ve bulantı veya ışık-ses hassasiyeti gibi belirtilerin varlığı değerlendirilir. Gerilim tipi baş ağrısında ise ağrının baskı tarzında olması, hafif-orta şiddette seyretmesi, fiziksel aktiviteyle artmaması ve bulantının bulunmaması gibi özellikler tanıya yardımcı olur.
Burada önemli olan nokta, tanının tek bir belirtiye göre değil, tüm klinik öykünün birlikte değerlendirilmesiyle konulmasıdır. Örneğin yalnızca baş ağrısının tek taraflı olması migren tanısı koydurmaz; aynı şekilde ağrının ensede hissedilmesi de gerilim tipi baş ağrısını kesin olarak göstermez. Tanı, birçok klinik özelliğin bir araya gelmesiyle şekillenir.
Bu nedenle baş ağrısı değerlendirmesinde en değerli “tetkik”, çoğu zaman hastanın ayrıntılı olarak anlattığı öyküdür. Beyin MR’ı, tomografi veya kan tahlilleri ise migreni doğrulamak için değil; altta yatan farklı bir hastalıktan şüphe edildiğinde, uygun hastalarda istenir. Migren ve gerilim tip baş ağrısı tanısı için beyin MR’I çekilmesine gerek yoktur.
Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrısı Hakkında En Sık Sorulan 5 Soru
1. Başımın tek tarafı ağrıyor, bu kesin migren olduğum anlamına mı gelir?
Hayır. Migren sıklıkla başın tek tarafında görülse de her zaman tek taraflı olmak zorunda değildir. Bazı migren atakları iki taraflı olabilir. Benzer şekilde gerilim tipi baş ağrısı da nadiren tek taraflı hissedilebilir.
Baş ağrısının yeri tek başına tanı koydurmaz. Ağrının karakteri, süresi, eşlik eden belirtiler ve atakların seyri birlikte değerlendirilmelidir.
2. Gerilim tipi baş ağrısı sadece strese bağlı mıdır?
Hayır. Stres, yorgunluk ve kas gerginliği gerilim tipi baş ağrısını tetikleyebilir; ancak hastalığın tek nedeni değildir.
Gerilim tipi baş ağrısında beynin ağrıyı algılama ve işleme mekanizmalarında da değişiklikler rol oynar. Bu nedenle yalnızca “stresten oluyor” şeklinde değerlendirmek doğru değildir.
3. Migren tanısı için beyin MR’ı çekilmesi gerekir mi?
Her zaman gerekmez. Migren tanısı öncelikle ayrıntılı hasta öyküsü ve nörolojik değerlendirme ile konur.
Beyin MR’ı veya diğer görüntüleme yöntemleri, migreni göstermek için değil; baş ağrısının altında farklı bir neden olabileceği düşünülen durumlarda kullanılır.
4. Migren ve gerilim tipi baş ağrısı aynı kişide görülebilir mi?
Evet. Bazı kişilerde hem migren hem de gerilim tipi baş ağrısı birlikte görülebilir.
Örneğin kişi bazı dönemlerde ışık hassasiyeti ve bulantının eşlik ettiği migren atakları yaşarken, stresli dönemlerde daha farklı özellikte, baskı tarzında gerilim tipi baş ağrıları yaşayabilir.
Bu nedenle baş ağrılarının özelliklerini takip etmek ve gerekirse bir baş ağrısı günlüğü tutmak tanı açısından oldukça değerlidir.
5. Hangi durumlarda baş ağrısı için mutlaka doktora başvurmalıyım?
Aşağıdaki durumlarda baş ağrısının mutlaka değerlendirilmesi gerekir:
- Hayatınızda yaşadığınız en şiddetli ve ani başlayan baş ağrısı varsa,
- İlk kez 50 yaşından sonra başlayan baş ağrınız olduysa,
- Baş ağrınıza güç kaybı, konuşma bozukluğu, bilinç değişikliği gibi nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa,
- Baş ağrılarınızın sıklığı veya karakteri belirgin şekilde değiştiyse,
- Giderek artan ve alışılmışın dışında seyreden bir ağrınız varsa.
Sonuç
Migren ve gerilim tipi baş ağrısı, toplumda en sık görülen baş ağrısı nedenleri arasında yer alır ve zaman zaman birbirine benzeyen belirtiler gösterebilir. Ancak doğru tanı için yalnızca ağrının yerine veya şiddetine bakmak yeterli değildir.
Migren ile gerilim tipi baş ağrısını ayıran en önemli özellik, ağrının nerede olduğu değil; ağrının nasıl bir hikâye anlattığıdır.
Baş ağrılarınızın özelliklerini doğru değerlendirmek, uygun tedavinin seçilmesi ve yaşam kalitenizin artırılması açısından ilk ve en önemli adımdır.

English