Migren, yalnızca baş ağrısı ile sınırlı bir durum değildir; beynin duyusal işleme, ağrı kontrolü ve otonomik sisteminde gelişen karmaşık bir nörolojik hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), migreni dünya çapında en fazla iş gücü kaybına yol açan ve kişinin hayatını en çok etkileyen, özürlülük yaratan hastalıklar arasında ilk sıralarda göstermektedir.
Migren, bireyin günlük yaşamını çok yönlü şekilde etkiler. Atak sırasında kişi ışığa, sese, hatta kokulara tahammül edemez hâle gelir; sosyal ilişkiler, iş verimliliği ve uyku düzeni bozulur. Kronik migren gelişen hastalarda bu durum sürekli bir tehdit hâline gelir ve anksiyete, depresyon gibi ek sorunlara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle migren, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli bir sağlık yüküdür.
Migrenin etkileri yalnızca ağrı ile sınırlı değildir; hastalar ataktan kaçınmak için yaşamlarını yeniden şekillendirmek zorunda kalır. Planlanan aktiviteler ertelenir, iş hayatında verim düşer ve bu durum zamanla özgüven üzerinde baskı yaratır. Bu nedenle migrenin doğru tanınması, etkin tedavi edilmesi ve yaşam tarzı yönetiminin sağlanması büyük önem taşır.
Migren Nedir?
Migren; ataklar hâlinde ortaya çıkan, çoğunlukla tek taraflı, zonklayıcı ve orta-şiddetli düzeyde baş ağrısına eşlik eden nörolojik bir hastalıktır. Ataklar, tedavi edilmediğinde 4 ila 72 saat arasında sürebilir ve çoğu zaman bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti, koku intoleransı gibi belirtiler eşlik eder.
Migren beynin ağrı kontrol sistemlerindeki aşırı duyarlılık ve nöroinflamasyon sonucu gelişir. Genetik yatkınlık önemli bir rol oynar; birinci derece akrabasında migren bulunan kişilerde risk belirgin şekilde artar. Hastalık, dış çevresel tetikleyicilerle (stres, hormonal dalgalanmalar, uyku düzensizliği, belirli gıdalar vb.) aktive olabilir ve her bireyde kendine özgü bir atak paternine sahiptir.
Migren, yalnızca atak sırasında değil, ataklar arasındaki dönemde de beynin ağrı ve duyusal sistemlerinde hassasiyet artışı ile karakterizedir. Bu durum, hastalığın kronikleşme ve sıklaşma riskini beraberinde getirir.
Migren Neden Olur?
Migrenin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, beynin ağrı işleme sisteminin aşırı duyarlı hâle gelmesi temel mekanizmayı oluşturur. Bu duyarlılığın gelişiminde birden fazla biyolojik süreç rol oynar:
Migren, genetik yatkınlık ve çevresel tetikleyicilerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkar. Migren hastalarının birinci derece akrabalarında migren görülme oranı yüksektir; bu durum, özellikle iyon kanallarını ve ağrı sinyallerini kontrol eden genlerdeki hassasiyetin miras kalmasından kaynaklanır.
Migrenin en kritik nörobiyolojik hedeflerinden biri trigeminal sinir sistemidir. Bu sinirin aşırı aktivasyonu sonucu CGRP (calcitonin gene-related peptide), substance P gibi nöropeptidler salınır ve beyin zarlarında (meninkslerde) nörojenik inflamasyon gelişir. Bu süreç damarlarda genişlemeye, ağrı sinyallerinin şiddetlenmesine ve çevre duyularına karşı aşırı duyarlılığa yol açar.
Serotonin düzeylerindeki ani düşüş, atakların başlamasında önemli bir rol oynar. Serotonindeki bu değişim, hem damar fonksiyonlarını hem de ağrı yollarını etkileyerek baş ağrısı ve eşlik eden semptomları tetikler.
Migren kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha sık görülür. Kadınlarda migren görülme sıklığının artmasının ana nedeni östrojen dalgalanmalarıdır. Adet dönemi, doğum sonrası ve menopoz gibi hormonal değişiklik dönemlerinde migren atakları belirgin şekilde sıklaşabilir. Ayrıca stres, uyku düzensizliği, öğün atlama, parlak ışık, keskin kokular ve bazı gıdalar da migreni aktive eden yaygın tetikleyicilerdir.
Migren Atağı Sırasında Beyinde Neler Olur?
Migren atağı, ardışık olarak gelişen nörokimyasal ve elektriksel bir dizi olay ile ortaya çıkar:
Kortikal Yayılan Depresyon (Cortical Spreading Depression)
Başlangıç aşaması çoğunlukla auralı migren ile ilişkilidir. Beyin korteksinde elektriksel aktivitenin ani artışı, ardından dalga şeklinde yayılan baskılanma oluşur. Bu süreç aura denilen, görsel, duyusal veya konuşma ile ilgili geçici nörolojik belirtilere yol açabilir.
Trigeminal Sistemin Aktivasyonu
CSD sonrası trigeminal sinir uçlarından CGRP başta olmak üzere inflamatuvar nöropeptidler salınır. Bu nöropeptidler meninks damarlarında iltihabi reaksiyon ve genişleme başlatır ve zonklayıcı baş ağrısı ortaya çıkar.
Beyin Sapı ve Ağrı Modülasyonu Bozulur
Ağrı kontrol merkezleri (periaqueductal gri, beyin sapı nükleusları) aşırı uyarılır. Işık, ses, koku hassasiyeti artar. Atak sırasında bulantı, kusma yaşanabilir.
Duyusal Sistem Hipersensitivitesi
Ağrı sinyallerine karşı duyarlılık artar → hastalrın saçlı derilerine dokunması gibi küçük uyaranlar bile ağrı olarak algılanır (allodini)
Migren Belirtileri Nelerdir?
Migren sadece baş ağrısı değildir. Beynin ağrı ve duyusal sistemlerini etkileyen çok aşamalı bir nörolojik süreçtir. Belirtiler hastadan hastaya farklılık gösterse de ataklar çoğu zaman dört evre şeklinde seyreder. Ancak her hasta tüm evreleri yaşamayabilir.
Prodrom Evresi – Migren Atağının Habercileri- Öncül Belirtiler
Migren atağının ilk habercisi olan prodrom evresi, migren hastalarının yaklaşık %60-80’inde görülür. Baş ağrısı başlamadan saatler hatta 1-2 gün önce ortaya çıkan bu dönem, kişiye yaklaşan atağı fark etme fırsatı sunar. “Belli ki migren geliyor…” hissi çoğu zaman bu dönemde başlar.
Bu dönemde hastalar çoğunlukla:
- Duygudurum değişiklikleri (sinirlilik, huzursuzluk, depresif his)
- Aşırı enerji veya belirgin yorgunluk
- Konsantrasyon güçlüğü, bulanık düşünme
- Yiyecek isteği (özellikle tatlı-tuzlu yiyeceklere yönelme)
- Sık idrara çıkma, kabızlık veya ishal
- Esneme atakları
- Bu evrede ortaya çıkan en belirgin şikayetlerden biri boyun ağrısıdır.
Hastalar çoğu zaman “boynum tutuluyor”, “ensem çok ağrıyor” diye ifade eder ve bu durumu yanlışlıkla kas tutulması ya da stresle ilişkilendirir. Oysa ki bu boyun ağrısı, migrenin erken sinyalidir. Beyin sapındaki trigeminovasküler aktivasyon, boyun ve omuz kaslarında hassasiyet oluşturur.
Prodrom Döneminde Boyun Ağrısı Neden Önemli?
- Baş ağrısından önce gelir (uyarıcı bulgu)
- Yanlış tedavilere yönlendirebilir (gereksiz kas tedavileri, tetkikler)
- Erken müdahale ile migren atağını durdurma fırsatı verir
(triptan/NSAİİ erken alımı, tetikleyicilerden kaçınma, dinlenme vb.)
Aura Evresi
Migren hastalarının yalnızca %20–30’unda görülür ve baş ağrısından hemen önce/başlangıcında ortaya çıkan geçici nörolojik belirtileri ifade eder Aura, migren atağının başlamadan önce verdiği bir “uyarı sinyali” gibidir. Bu dönem genellikle 5–60 dakika sürer ve yavaş yavaş başlar. Aura sırasında beyindeki bazı bölgelerin elektriksel aktivitesi geçici olarak etkilenir. Bu nedenle görme, hissetme ve konuşma gibi nörolojik işlevlerde kısa süreli bozulmalar olabilir.
Görsel Aura: Çoğu hastada görsel aura ortaya çıkar. Birdenbire gözünüzün bir köşesinde parlayan ışıklar, zikzak çizgiler, dalgalı görüntüler belirebilir. Görme alanında boşluklar olabilir, sanki bir kısmı silinmiş gibi görünür. Bazı hastalar, suya bakıyormuş gibi dalgalanan bir görüntü tarif eder.
Duysal Aura: Bazı hastalarda uyușma-karıncalanma olur. Bu his genellikle elden başlar, kola ve yüze ilerler. Bazen dilde karıncalanma da buna eşlik eder.
Disfazik Aura: Aura bazen konuşma bozukluğuna yol açabilir; kişi kelime bulmakta zorlanır veya söylediği kelimeler anlaşılmaz hâle gelebilir.
Motor aura: Motor aura, migren aurasının daha nadir görülen bir türüdür ve genellikle hemiplejik migren ile ilişkilidir. Bu durumda aura sırasında vücudun bir tarafında güçsüzlük, kol veya bacağı hareket ettirmede zorlanma görülür. Kişi bazen yüz kaslarını kontrol etmekte de zorlanabilir. Bu belirtiler genellikle 5 dakika – birkaç saat içinde tamamen düzelir ve kalıcı bir hasar bırakmaz. Motor aura belirtileri inme ile karışabileceği için, özellikle ilk kez ortaya çıktığında acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
Aura sırasında kalıcı bir beyin hasarı gelişmez ve belirtiler tamamen geçer. Ancak ilk kez yaşanıyorsa, hasta açısından çok korkutucu olabilir.
Baş Ağrısı Evresi
Tipik migren baş ağrısı:
- Tek taraflıdır (her iki tarafta da olabilir)
- Zonklayıcı/atar tarzda hissedilir
- 4–72 saat sürer
- Hareketle ve eforla kötüleşir
Bu evrede sık eşlik eden belirtiler:
- Işık, ses ve kokuya aşırı hassasiyet
- Bulantı ve bazen kusma
- Baş hareketiyle baş dönmesi
- Dokunmaya hassasiyet (allodini)
- Bilişsel yavaşlama
Hastalar genellikle karanlık ve sessiz bir ortamda dinlenmek ister.
Postdrom Evresi – Migrenin Atağının Ardından- Artçı Belirtiler
Baş ağrısı geçse bile beyin tam olarak normale dönmez. Postdrom dönemi 24–48 saat sürebilir. Hastalar bu dönemi çoğu zaman şöyle tarif eder:
“Sanki kafamın içinde balon var, düşünemiyorum.”
Bu dönemde:
- Aşırı yorgunluk, tükenmişlik
- Odaklanma güçlüğü
- Hâlâ hafif ışık ve ses hassasiyeti
- Boyun ve omuz ağrıları
- Öfori ya da depresif his olabilir.
Migren Tipleri
1.1. Aurasız Migren (Migraine without Aura)
- En sık (%70-80) görülen migren tipidir.
- Baş ağrısı genellikle:
- Tek taraflıdır (ancak iki taraflı da olabilir)
- Zonklayıcı / nabızla uyumlu atımlı karakterdedir
- 4–72 saat sürer
- Fiziksel aktiviteyle şiddetlenir
- Bulantı-kusma, ışık ve ses hassasiyeti çok yaygındır.
- Ani başlar ve uyarı belirtisi olmayabilir.
1.2. Auralı Migren (Migraine with Aura)
- Migren hastalarının yaklaşık %20-30’unda görülür.
- Aura: Baş ağrısından önce başlayan, 5–60 dakika süren nörolojik belirtilerdir:
- Görsel: Işık çakmaları, zikzak çizgiler, görme alanında boşluklar
- Duyusal: Yüz/kol uyuşması, karıncalanma
- Dil-konuşma: Kelime bulamama, yavaşlama
- Aura genellikle kademeli yayılır → ani başlamaması ile inmeden ayrılır.
- Aura sonrasında tipik migren baş ağrısı ortaya çıkar, ancak bazı hastalarda baş ağrısı hiç olmayabilir.
1.3. Kronik Migren
- Migren şikayetleri 3 aydan uzun süre:
- Ayda ≥15 gün baş ağrısı
- Günlerin ≥8’i migren özelliklerinde
- Tedavisi daha zordur ve günlük yaşamda yüksek özürlülük yaratır.
- Aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı İlaç Kötüye Kullanım Baş ağrısı (Medication Overuse Headache) eşlik edebilir.
A1.1- A1.2. Adet Dönemi (Menstrüel) Migreni
- Östrojen düşüşüne bağlıdır.
- Atak zamanlaması:
- Adet başlangıcı -2 ile +3 gün arasında yoğunlaşır.
- Tipik özellik:
- Atağın daha uzun, daha şiddetli ve tedaviye daha dirençli olması
- İki alt başlık vardır:
- Saf menstrüel migren: Sadece adet döneminde görülür. Auralı ya da aurasız olabilir.
- Menstrüel ile ilişkili miAgren: Adet dışı diğer zamanlarda da migren atakları olabilir.
A1.6.6. Vestibüler Migren
- Baş dönmesi, dengesizlik ve hareket hassasiyeti ön plandadır.
- Baş ağrısı uzun süre olmayabilir → Tanı sıklıkla gecikir.
- Görsel uyaranlarla (alışveriş merkezi, ekran, hızlı hareket) tetiklenebilir.
- En sık 30–50 yaş kadınlarda görülür.
1.2.23. Hemiplejik Migren
- Hemiplejik migren, migrenin en nadir görülen alt tiplerinden biridir ve toplumda oldukça az rastlanır.
- Migren atakları sırasında:
- Vücudun bir yarısında geçici güçsüzlük (felç hissi) görülür.
- Konuşma bozuklukları eşlik edebilir.
- İnme ile karışabileceği için acil değerlendirme gerektirir.
- Ailesel olarak otozomal dominant geçiş gösterir (CACNA1A, ATP1A2, SCN1A mutasyonları).
- Bu nedenle ailede benzer ataklar yaşayan bireylerin bulunması tanıda önemli ipucu sağlar.
1.2.4. Retinal (Oküler) Migren
- Retina migreni, çok nadir görülen bir migren türüdür ve yalnızca tek gözde ortaya çıkan geçici görme bozuklukları ile karakterizedir. Bu durum genellikle
- Tek gözde dakikalar içinde gelişen geçici görme kaybı
- Işık çakmaları, siyah noktalar, gölgeler veya görüşte bulanıklık
- Ardından gelişen tipik migren baş ağrısı ile seyreder
Bu belirtiler her zaman tek gözle sınırlıdır; bu özellik, diğer migren aura tiplerinden ayırmada önemlidir.
Retina migreni, diğer ciddi göz ve damar hastalıkları dışlandıktan sonra konulan bir tanıdır. Bu nedenle:
Acil değerlendirme gerektirebilen ayırıcı tanılar mutlaka ekarte edilmelidir:
- Retina dekolmanı
- Retina veya optik sinir damar tıkanıklıkları
- Glokom atağı
- İskemik göz hastalıkları
Bu yüzden göz doktoru ve nöroloğun birlikte takibi büyük önem taşır.
1.2.2. Beyin Sapı Auralı Migren (Eski adıyla Baziler Tip Migren)
Beyin sapı auralı migren, çok nadir görülen bir migren alt tipidir ve aura belirtileri beyin sapından köken alır. Bu nedenle baş ağrısı başlamadan önce veya sırasında aşağıdaki nörolojik semptomlar ortaya çıkabilir:
- Dengesizlik, ciddi vertigo
- Konuşma bozukluğu (dizartri)
- Çift görme (diplopi)
- Kulak çınlaması, işitme bozukluğu
- Bilinç bulanıklığı, bayılma hissi
Genellikle genç kadınlarda görülür.
Bu semptomlar beyin dolaşım bozukluklarıyla çok benzer olduğundan, ilk atak sırasında acil tıbbi değerlendirme gerekir.
Ayırıcı tanıda nörolojik muayene ve gerekirse MR görüntüleme şarttır.
Migren Neden Bu Kadar Farklı Görünebilir?
Migren, beynin çok farklı bölgelerini etkileyen bir duyusal işleme bozukluğudur. Bu nedenle etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak farklı klinik bir tablo ortaya çıkabilir.
- Görme alanı → görsel aura
- Denge sistemi → vestibüler migren
- Motor alanlar → hemiplejik migren
- Retina → oküler migren
Görünen tablo farklı olsa da temel patofizyolojik mekanizma aynıdır: trigeminovasküler sistem aktivasyonu + nöroinflamasyon + kortikal yayılan depresyon.
Migren Tanısı Nasıl Konur? Hangi Testler Yapılır?
Migren tanısı esas olarak klinik değerlendirmeye dayanır. Yani hastanın öyküsü, atakların özellikleri ve nörolojik muayene bulguları en önemli belirleyicilerdir. Migreni doğrulayan spesifik bir kan testi veya görüntüleme yöntemi yoktur.
Tanı koyarken Uluslararası Baş Ağrısı Hastalıkları Sınıflaması (ICHD-3) kriterleri kullanılır. Aurasız migren için temel kriterler:
ICHD-3 Aurasız Migren Tanı Kriterleri
Aşağıdaki özelliklerin tamamı bulunmalıdır:
- En az 5 atak yaşamış olmak
B. Tedavi edilmezse 4–72 saat süren baş ağrısı
C. Ağrı aşağıdakilerden en az ikisine sahip olmalı:
- Tek taraflı
- Zonklayıcı/atımlı karakterde
- Orta-şiddetli
- Fiziksel aktiviteyle kötüleşme
- Aşağıdakilerden en az biri eşlik etmeli:
- Bulantı/kusma
- Işık ve/veya sese hassasiyet
- Başka hastalıklarla açıklanamamalı
Migren tanısında muayene ve hasta öyküsü altın standarttır.
Görüntüleme ve Tetkikler Ne Zaman Gereklidir?
Her migren hastasında MR çekilmez. Ancak şu durumlarda mutlaka beyin MR görüntüleme önerilir:
- İlk kez ortaya çıkan çok şiddetli baş ağrısı
- Ani başlayan baş ağrısı (thunderclap headache)
- Nörolojik kalıcı bulguların eşlik etmesi
- 50 yaşından sonra başlayan baş ağrısı
- Kanser, bağ dokusu hastalığı veya bağışıklık yetmezliği varlığı
- Karakter değiştiren veya kötüleşen baş ağrıları
Migren Tanısında Aile Öyküsünün Önemi
Migren, güçlü genetik yatkınlık gösteren bir hastalıktır. Migrenli kişilerin yaklaşık %70’inde aile bireylerinde de migren öyküsü bulunur. Özellikle anne tarafında migren olması riski belirgin artırır.
Bu nedenle ilk değerlendirmenizde;
- Anne-baba ve kardeşlerde migren varlığı
- Migren başlangıç yaşı
- Aura varlığı
- Migrenle ilişkili diğer hastalıklar
ayrıntılı olarak sorgulanır.
Aile öyküsü, tanıyı destekler ve hastalığın seyri hakkında öngörü sağlar.
Baş Ağrısı Günlüğü Tutmanın Faydaları
Baş ağrısı günlüğü, migren tanısı ve tedavi takibinin en etkili araçlarından biridir.
Hasta kendi semptomlarını takip eder, hekim ise daha doğru ve kişiye özel tedavi planlar.
Günlükte kaydedilmesi gereken başlıca bilgiler:
- Baş ağrısının tarihi ve süresi
- Ağrının şiddeti ve yeri
- Eşlik eden belirtiler (bulantı, ışık-ses hassasiyeti vb.)
- Alınan ilaçlar ve etkileri
- Tetikleyici olabilecek durumlar (uyku, stres, gıdalar vb.)
Düzenli kayıt sayesinde:
– Migren tipi daha net belirlenir
– Gereksiz tetkiklerden kaçınılır
– Tedavi yanıtı objektif değerlendirilir
– Tetikleyiciler daha kolay tanınır
Migren Tedavisi
Migren Yönetiminde Yaşam Tarzı Düzenlemeleri
Migren kronik bir hastalık olduğu için tedavi sadece ilaçlarla sınırlı değildir. Yaşam tarzı düzenlemeleri hem atak sıklığını azaltır hem de ilaç ihtiyacını belirgin biçimde düşürür. Bu nedenle uluslararası migren kılavuzları, ilaç başlamadan önce mutlaka yaşam tarzı düzenlemelerini önerir. Bilimsel çalışmalar, doğru uygulandığında ataklarda %30’a kadar azalma sağladığını göstermiştir.
Uygulanması Gereken Başlıca Düzenlemeler
Düzenli uyku ritmi
- Aynı saatte yatıp kalkmak
- Fazla uyku veya uykusuzluktan kaçınmak
- Uyku hijyenine dikkat etmek
Öğün atlamamak
- Kan şekeri düşmesi migreni tetikler
- Düzenli ve dengeli beslenme alışkanlığı
Tetikleyici gıdaları sınırlamak
- Aşırı kafein, alkol, işlenmiş gıdalar, bazı peynirler
- Kişiye özel tetikleyiciler için migren günlüğü tutulmalı
Düzenli fiziksel aktivite
- Haftada en az 3 kez orta tempolu egzersiz
- Yürüyüş, yüzme, bisiklet ideal
Stres yönetimi
- Nefes egzersizleri, mindfulness, yoga
- Bilişsel davranışçı terapi (kanıta dayalı)
Ekran ve ışık maruziyetini azaltmak
- Özellikle uzun ekran maruziyeti sonrası dinlenme araları
Hedef, beyindeki migren eşiğini yükseltmek ve sistemin daha dengeli çalışmasını sağlamaktır. Yaşam tarzı değişiklikleri, başarıyla uygulandığında birçok hastada ilaç tedavisinin gerekliliğini azaltır, hatta bazı hastalarda tek başına yeterli olabilir.
Migrenin İlaçla Tedavisi Nasıl Yapılır?
Migren tedavisi iki ana tedavi stratejisine dayanır:
– Akut (atak) tedavisi – O anda başlayan migreni durdurmayı hedefler
– Koruyucu (profilaktik) tedavi – Atakların sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar
Akut (Atak) Tedavisi
Amaç: Başlayan atağı en kısa sürede durdurmak, bulantı-kusmayı önlemek, günlük hayatı sürdürülebilir kılmak.
Migren atağı sırasında ilaç ne kadar erken alınırsa etkisi o kadar yüksektir. İdeal olarak ağrı hafifken veya aura sırasında alınmalıdır. Burada kısıtlayıcı basamak migren atak tedavisi için, bir ayda hastanın kaç adet, hangi türde ve kaç gün ilaç kullanmak zorunda kaldığıdır. Bir aylık süre içinde tavsiye edilen sıklıktan fazla ilaç kullanıyor olmak kişinin genel sağlığına zarar vermenin yanı sıra migrenin kronikleşmesine ve süreğen, günlük “ilaç kötüye kullanım baş ağrısı” denilen tedaviyi zorlaştıran yeni bir baş ağrısının tabloya eklenmesine neden olur. Böyle bir şüpheniz varsa sitemdeki “İlaç Kötüye Kullanım Baş ağrısı” bölümünü okumanızı tavsiye ederim.
Kullanılan Başlıca İlaç Grupları
NSAİİ (Non-Steroid Anti-inflamatuvar İlaçlar)
- İbuprofen, naproksen, diklofenak, asetilsalisilik asit
- Hafif-orta şiddette migren ataklarında ilk basamak
- Ağızdan ilaç alamayan şiddetli bulantı-kusma durumlarında fitil olarak da kullanılabilirler
Triptanlar (Migrene özgü ilaçlardır)
- Sumatriptan, rizatriptan, zolmitriptan vb.
- Orta-şiddetli migren ataklarında en etkili tedavi seçeneği
- 2 saat içinde belirgin rahatlama sağlar
- Koroner arter hastalığı ve hipertansiyonu olan hastaların bu grup ilaçlardan uzak durması gerekir.
Gepantlar (Yeni nesil anti-CGRP ilaçlar)
- Rimegepant, Ubrogepant, Zavegepant (burun spreyi)
- Özellikle triptan kullanamayan veya yan etki yaşayan hastalarda tercih edilir
- Damarları daraltarak etki göstermezler. Triptan kullanamayan hastalarda güvenli bir seçenektir.
- İlaç kötüye kullanım baş ağrısına neden olmazlar
Ditanlar
- Lasmiditan
- Merkezi sinir sistemi üzerinden etki eder. En önemli yan etkisi “sedasyon” yani uykululuk halidir. İlacı adıktan sonra uyumanız tavsiye edilir.
- Damarları büzerek etki göstermediği için kalp damar hastalığı olan ve bu riski taşıyan hastalarda alternatif bir seçenektşr.
Antiemetikler (Bulantı için)
- Metoklopramid, domperidon, ondansetron
- Hem bulantıyı azaltır hem ağrı kesici etkinliği artırır
Migren Atağı için Diğer Alternatif Tedaviler (Hastanede Uygulanırlar)
Sinir Blokajları
- Büyük oksipital sinir bloğu (GON blok)
- Şiddetli ve uzun süren ataklarda kısa sürede belirgin rahatlama sağlar
- Acil servis ziyaretlerini azaltır
Damar içi tedaviler
- Serum, antiemetik ve NSAİİ kombinasyonları
- Hastaneye başvuran dirençli ataklarda
Önemli Uyarı: İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısı (MOH)
- Ayda 10-15 günü aşan ağrı kesici veya triptan kullanımı
- Baş ağrısının kronikleşmesine neden olabilir
Bu nedenle atak ve koruyucu tedavinin birlikte planlanması çok önemlidir.
2) Koruyucu (Profilaktik) Tedavi
Migrenin koruyucu tedavisi, atakların sayısını, şiddetini ve hastanın günlük yaşamda yaşadığı kısıtlılığı azaltmayı amaçlar. Her migren hastasının profilaksiye ihtiyacı olmaz; ancak ayda 4 veya daha fazla migren baş ağrılı gün yaşayan, atakları çok şiddetli veya uzun süren, akut ilaçlardan yeterince fayda görmeyen ya da aura ile ciddi nörolojik belirtiler yaşayan hastalarda mutlaka düşünülmelidir. Bu tedaviler, beyin ve trigeminal sistemdeki aşırı duyarlılığı azaltarak migrenin kronikleşmesini engeller. Düzenli ve uzun süreli kullanım esastır; etkinin görülmesi genellikle 4–8 haftayı bulur.
Koruyucu tedavide kullanılan ilaçlar arasında beta blokerler (propranolol, metoprolol), antiepileptikler (topiramat, valproat) ve antidepresanlar (amitriptilin, venlafaksin) yer alır. Bu ilaçlar, migren mekanizmalarına farklı noktalardan etki ederek beyin uyarılabilirliğini azaltır. Son yıllarda, migrene özgü geliştirilen CGRP monoklonal antikor tedavileri —erenumab, fremanezumab, galcanezumab— özellikle sık ve dirençli migrenlerde büyük başarı sağlamaktadır; ayda bir uygulanır ve yan etki profili oldukça iyidir.
Koruyucu tedavinin bir diğer önemli seçeneği Onabotulinum toksin-A (Botoks) uygulamasıdır. Özellikle kronik migren hastalarında (ayda ≥15 baş ağrılı gün) FDA onaylıdır ve 12 haftada bir uygulanarak yaygın sinir uçlarında aşırı aktiviteyi baskılar. Bunun yanında büyük oksipital sinir bloğu başta olmak üzere çeşitli periferik sinir blokajları, atak sıklığını azaltmada destekleyici ve güvenli seçeneklerdir. Ayrıca gepantlar, yani yeni nesil oral CGRP reseptör antagonistleri, hem akut hem profilaktik tedavide yerini almış modern ve migren spesifik tedavilerdendir.
Her migren hastası farklıdır; bu nedenle tedavi, kişinin atak özellikleri, eşlik eden hastalıkları ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak kişiselleştirilmelidir. Hangi tedavinin en uygun olacağına, hasta-hekim işbirliği ile birlikte karar verilmelidir.
Migren Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
1. Migren ve Sinüzit Nasıl Ayırt Edilir?
Migren ile sinüzit sıkça karıştırılır çünkü her ikisinde de alın, göz çevresi ve yüz bölgesinde ağrı olabilir. Ancak ayırt etmeyi sağlayan önemli farklar vardır:
Sinüzit (akut sinüzit):
- Bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası başlar
- Burun tıkanıklığı, yoğun iltihaplı burun akıntısı
- Ateş, genelde tabloya eşlik eder
- Öne eğilmekle ağrı artar
- Uygun tedaviyle günler–haftalar içinde tamamen geçer
Kronik sinüzit ise genellikle sürekli burun sorunlarıyla (tıkanıklık, koku kaybı) seyreder; baş ağrısı yapmaz. seyreder; baş ağrısı yapmaz.
Migren:
- Tekrarlayan ataklar halinde gelir
- Bulantı, ışık-ses hassasiyeti sıktır
- Baş ağrısı zonklayıcı, hareketle artar
- Aura (görsel veya nörolojik belirtiler) eşlik edebilir
- ICHD-3 (Uluslararası Baş Ağrısı Sınıflaması) kriterlerine göre tanı konur
Migren atağı sırasında burun akıntısı ve göz sulanması olabilir; ancak bu sinüzit değil, migrenin otonomik belirtileridir.
2.Migren Tamamen Geçer Mi? Migrenden Kurtulmak Mümkün Mü?
Migren genetik temelli, kronik bir nörolojik hastalıktır. Bu nedenle tamamen ortadan kalkması her zaman mümkün olmasa da modern tedavilerle hastaların %70-80’inde ataklar belirgin şekilde azalır. Bazı hastalarda ise yıllarca ataksız dönem görülebilir.
Doğru tetikleyici yönetimi + uygun ilaç tedavisi + yaşam tarzı düzenlemeleri ile migren kontrol altına alınabilir ve yaşam kalitesi tamamen normalleşebilir.
3.Migren Atağı Kaç Gün Sürer? Ne Zaman Doktora Gitmeliyim?
Tedavi edilmezse ataklar 4–72 saat sürebilir.
Aşağıdaki durumlarda mutlaka değerlendirme gerekir:
– Ayda 4+ migren gününüz varsa
– Ağrı günden güne şiddetleniyorsa
– Ağrıya konuşma bozukluğu, güçsüzlük, ateş, bilinç değişikliği eşlik ediyorsa
– 50 yaşından sonra başlayan yeni tip baş ağrısında
Erken müdahale, hem atağı hafifletir hem de kronikleşmeyi önler.
Menapoz ya da premenapoz döneminde baş ağrılarının sıklığı değişebilir, baş ağrısının sıklığı azalsa da baş dönmesi, sersemlik, denge bozukluğu gibi vestibüler bulgular hastanın günlük hayatını etkiler hale gelebilir, böyle bir durumda da bir nöroloji doktoru ile görüşmeniz önerilir.
4.Hangi Yiyecekler Migreni Tetikler? Kahve ve Çikolata Zararlı Mı?
Google’da migreni tetikleyen yiyecekler konusunda araştırma yaptığınızda karşınıza uzun bir liste çıkıyor. Migren hastalarında tetikleyiciler bireysel farklılıklar gösterir. Her hasta farklı tetikleyicilere sahiptir. Migren günlüğü tutmak kişiye göre tetikleyici belirlemede en iyi yöntemdir.
Migren ataklarını en sıklıkla tetikleyenler:
• Fermente / mayalı gıdalar
• Nitrat içeren işlenmiş et ürünleri
• Kırmızı şarap, aşırı alkol
• Monosodyum glutamat (MSG)
• Öğün atlama ve uzun süre aç kalma
Kahve: Aşırı fazla kafein tüketimi veya kahvenin ani kesilmesi migren atağını tetikleyebilir.Günde 1-2 bardak kahve içmek migren atağını tetiklemez. Hatta kafein migren baş ağrısının erken döneminde tüketildiğinde atağı baskılayabilir. Atak tedavisi için kullanılan bir çok kombine analjezik içinde “kafein” vardır.
Çikolata: Çoğu hastada migren atağını başlatan neden çikolata değildir. Migren atağının prodrom (öncü) döneminde aş erme olur, hastalar bu dönemde çikolata yedikten sonra baş ağrısı başladığı için bunu atağın sebebi olarak görürler. Oysaki aşerme sonrasındaki çikolata tüketimi başlamakta olan atağın öncül bir belirtisidir.
5.“Migren İğnesi” Nedir? Kimler İçin Uygundur?
Son yıllarda migren tedavisinde büyük bir devrim yaratan “migren iğnesi”, damar ve sinir sistemi üzerinde rol oynayan CGRP molekülünü hedef alan, migrene özgü bir tedavidir.
Aylık enjeksiyon şeklinde uygulanır ve hastaya büyük bir kolaylık sağlar.
Hem auralı hem aurasız migren,
Hem epizodik hem kronik migren hastalarında etkili sonuçlar verir.
Migren iğnesinin avantajları:
Atakların sayısını, süresini ve şiddetini belirgin azaltır
Etkisi 1. aydan itibaren başlar
Yan etkileri çok düşüktür (genellikle hafif enjeksiyon yeri hassasiyeti)
Uyku hali, kilo artışı, bilişsel yavaşlama gibi klasik ilaç yan etkileri yoktur
Tedaviye uyumu kolaydır → ayda sadece 1 kez
Günlük yaşamı kısıtlamaz, sosyal hayatla uyumludur
Kimler için uygundur?
• Ayda 4 veya daha fazla migren gününüz varsa
• Kullandığınız ilaçlardan yeterli fayda görmediyseniz
• İlaç yan etkileri nedeniyle tedaviyi sürdüremiyorsanız
• Kronik migreniniz varsa (ayda ≥15 baş ağrılı gün, en az 8’i migren)
Migren iğnesi, migrenin mekanizmasına doğrudan etki eden ilk tedavilerden biridir ve uygun hastalarda yaşam kalitesini dramatik biçimde artırır.
Türkiye’de henüz geri ödeme kapsamında olmadığından maliyetli olabilir, ancak hastalar için güçlü bir tedavi seçeneğidir.
6. Botoks Tedavisi Migrende Ne İşe Yarar? Kime Uygundur?
Botulinum toksin (Botoks), kronik migren tedavisi için FDA onaylı bir yöntemdir ve uzun yıllardır başarıyla kullanılmaktadır.
Botoks migren için nasıl etki eder?
Botoks, migren mekanizmalarında rol oynayan birçok patolojik süreci düzenler:
- CGRP ve diğer ağrı iletim kimyasallarının salınımını azaltır
- Kas gerginliğini ve duyusal hassasiyeti düşürür
- Beyin sapındaki ağrı duyarlılığını azaltarak nörojenik inflamasyonu baskılar
- Sinir uçlarındaki aşırı aktiviteyi kontrol altına alır
Sonuç:
– Atak sayısında azalma
– Atak şiddetinde azalma
– Ağrı kesici kullanımında azalma
– Yaşam kalitesinde belirgin artış sağlar.
Kimlere Uygundur?
Botoks tedavisi kronik migren hastaları için uygundur:
– Ayda 15 veya daha fazla baş ağrılı gün
– Bunların en az 8 günü migren karakterinde
– En az 3 aydır devam ediyor
Ayrıca şu durumlarda da tercih edilir:
• İlaç tedavilerinden yeterli fayda görmeyenler
• İlaç yan etkileri yaşayanlar
• Aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı kısır döngü gelişenler
• Şiddetli boyun omuz kas gerginliği olanlar
Tedavi Nasıl Uygulanır?
- İnce iğnelerle 31 farklı noktaya enjeksiyon yapılır
- Toplam 155–195 ünite doz uygulanır (PREEMPT ve ağrıyı takip et protokolü)
- Etkisi hafta itibarıyla başlar
- Uygulama 3 ayda bir tekrarlanır
Botoksun Avantajları
– Çok düşük yan etki oranı
– Uyku problemi, kilo değişimi, bilişsel yavaşlama yapmaz
– Tedavi yanıtı hızlı ve öngörülebilir
Araştırmalar kronik migrenli hastaların %70’e varan oranlarda belirgin iyileşme yaşadığını gösteriyor.
7.Rimegepant nedir? Kimler İçin Uygundur?
Rimegepant, migren ağrısında rol oynayan CGRP adlı maddeyi hedefleyen yeni nesil bir tedavidir. Ağızda çözünen tablet formundadır ve hem atak sırasında hem de koruyucu amaçla kullanılan az sayıdaki migren ilacından biridir.
Rimegepant akut tedavi olarak kimler için uygundur?
Migren atağı başladığında hızlı etkili bir çözüm arayan, triptanlara yanıt vermeyen ya da kalp-damar hastalığı gibi nedenlerle triptan kullanamayan kişiler için uygun bir seçenektir. Şiddetli ağrıyı, bulantı ve ışık-ses hassasiyetini azaltmaya yardımcı olur.
Rimegepant koruyucu (preventif) tedavi olarak kimler için uygundur?
Ayda 4 veya daha fazla migren atağı yaşayan ve atak sıklığını azaltmak isteyen hastalarda, gün aşırı düzenli aralıklarla kullanıldığında koruyucu etki sağlar.
8. Gebelikte Sinir Blokları Kullanılabilir Mi?
Evet. İlaç kullanımının kısıtlı olduğu gebelik döneminde, uygun hastalarda sinir blokları migren tedavisinde güvenli bir seçenek olabilir. Bu yöntemde ağrı sinyallerini taşıyan periferik sinirlerin yakına — en sık olarak başın arka kısmındaki Greater Occipital Sinire —lokal anestezik enjekte edilir. Böylece ağrı iletimi baskılanır ve migren atağı hafifler.
Sinir bloklarında kullanılan ilaçlar sistemik dolaşıma çok az geçtiği için fetüse ulaşma riski düşüktür. Bu nedenle özellikle sık ve şiddetli ataklarda ya da ilaçlara yanıt alınamadığında etkili bir tedavi seçeneği olabilir. Sinir blokları gebelikte atak tedavisinde ya da gerekli olduğu durumlarda atakların sıklığını engellemek için koruyucu tedavi olarak da kullanılabilir.
Bu uygulama mutlaka baş ağrısı hastalıkları konusunda deneyimli bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilerek gerekli görüldüğünde yapılmalıdır.
9. Çocuklarda Migren Olur Mu? Belirtiler Aynı Mıdır?
Evet. Migren çocuklarda ve ergenlerde de görülebilir. Türkiye’de her 10 çocuktan 1’inde migren vardır.
Çocuklarda belirtiler biraz daha farklı olabilir:
• Baş ağrısı çift taraflı olabilir
• Saldırganlık, huzursuzluk, karın ağrısı eşlik edebilir
• Bulantı-kusma daha belirgindir
• Atak süresi daha kısa olabilir
Erken tanı ve uygun planlama ile okul ve sosyal yaşam etkilenmeden yönetilebilir.

English